Powered By Blogger

28 Kasım 2011 Pazartesi

...gecenin üstüne kusuyorum sonra, en büyük kusurum oluveriyorsun, inceden.  
beni karanlığın huzurlu ellerine bırak. sonra çek kapıyı
ve 
ister selametle git, istersen siktir ol bi küfürden ziyade bir serzeniş gibi.
ama git işte.
kalbime terbiyesizlik etme.

23 Kasım 2011 Çarşamba

Ömrümün Beyaz Saçlı Gelinine..

gözlerimde toplanan bulutları görmedin. iyiki görmedin... tam 2 yıl olmuş bugün sen gideli. giderken el sallayamadım diye belki ben hiç inanmadım gittiğine. sadece uzaktaydın. tüberküloz zamanlarındaki gibi... 
ben senin kadar güçlü olmayı diledim. herşeyin önünde dimdik, sapasağlam... yeri göğü inleten sesinle kadın haline bakmadan fütursuzca ettiğin küfürler...sonunu getiremediğim şu cümleler... özledim seni. anlıyormusun? ya da sen artık herhangi birşeyi anlayabiliyormusun ? ya da boşver soruları, zamanın dışındasın artık... mekan belirsiz, dileğimiz cennet varsa şayet orda olasın. rüyalarımda kimsesiz bırakma beni ömrümün beyaz saçlı gelini... çok seviyorum seni.
keşke diyorum, keşke yaşasaydın da hayal ettiğimiz gibi ikimiz bi evde kalsaydık. ben çalışsaydım, sen evlilik programları izleyip patik çorap örseydin, uydurma türküler söyleseydin...
bekle bizi.

19 Kasım 2011 Cumartesi

ve an gelir uzaklaşmaya başlarsın herkesten.
an gelir sadece atilla ilhan değil tüm büyük şairler ölüverir.
ama sadece o öldüğü zaman kıymetlidir o an.
anlar vardır bir de anı olmaya değer.
adını bile unutacak hale getirir hayat
ama öyle bir andır ki o
çoluğunu çocuğunu unutturda bi o anıyı saklar
bir o anıyla yaşar geriye kalan zamanı.
ve ansızın gidiverirsin burdan
anlamsızlaşır yaşanan bütün anlar
o bu değilde işte Anılar var Anılar...

17 Kasım 2011 Perşembe

merak etme dünya daha çok savrulucaz senin dönekliğinde...
bi gün gelsem
elimde yalnızlığım
ve üstüm başım kir içinde
ıslanmış Tanrı'nın gözyaşlarında saçlarım..

16 Kasım 2011 Çarşamba

Günaydın Sana

günaydın sana eyy incili kaftan dünya. günaydın yalnızlığa, umuda, bombasız ve kansız sabahlara... günaydın gülümseyen suratlara...
benim oyunbaz beynim. ne istediler bilmemki senden. düşüyorsun bir şehir gibi ve benim seni kaldırıp yüceltecek tek kişilik ordum var. kalbim.

15 Kasım 2011 Salı

içsel

Saçma sapan sorunlar peşinde koşturuyoruz. işimiz gücümüz yok diye boka sarıyor hayat. kafamı kaldıracak halim yok zamanlarımı özledim. kafamı kaşımaktan başka derdimin olmadığı zamanlar...okurdum, yazardım, çizerdim, cevabı olan sorular çözerdim vaktiyle... düşünmeye vakit kalmazdı. herşeyi düşünmüş ve önüme koymuştu birileri.  bu hali güzeldi hayatın. yaşadığını anlamıyordun ama öldüğünüde anlamıyordun... kaybın zararın dengeli olduğu zamanlardı.
ben parka gitmeye bayılırım biliyormusun? aklım salıncakta kalır derken söz sanatı yapmamıştım. aklım salıncakta hala... ama gitmiyorum aylardır parka. salıncaklar küstü bana. şimdi cami avlusu banklarında oturuyorum. öyle şeyler düşünüyorumki hem, korkarsın duysan. duyursam yani. ama duyurmam.
sonra bir de lunaparka gitmek istedim. götürmediler. tek başımada gidemedim. sonra bitti mevsimi gıcırtılı gondolun. bahara kaldı gondol, ben bahara varmıyım peki? kimse onu düşünmedi. kızmadım düşünmediler diye ama düşünmediler işte. ben olsam düşünürmüydüm bilmiyorum, düşünemezdim heralde ama hayır da demezdim. giderdim parka, bağa , bahçeye... harput'a bile... gel deseler yeterdi. ayaklarım bana sormadan giderdi.
neyse ne işte. siktir çekip gideceğiz yarın birgün geriye bunlar kalıcak. benim uydurduklarım.
niye mi yazıyorum?
bir daha hissedemem aynı şeyleri diye. kayboluyor hislerde zamanla, hissizleşiyor insan. dokunsan anlamıyorsun, ağlatmıyor artık filmler, şarkılar. bir de üstüne gururlanıyor insan ağlamıyorum diye. ne salakça ama. hissetmiyorum diye hayıflanmak dururken gururla söylenir oluyor ağlayamamak. anlamıyorum ben gerçekten .
ve en güzeli ne biliyormusun?
ağlayabiliyorum hala.
çok şükür hayata...

ŞARKILAR,O ŞARKILAR...

YALNIZLIK YAĞMUR OLMUŞ DAMLARINA AKIYOR BU  KENTİN,
VE SEN BÖYLE BİR ÖLÜM DÜŞÜNMEDİN.

YENİDEN BAŞLAMALI...

EVET İSMİ ÇALINTI BU HİKAYEDEN HİKAYENİN. HÜSNÜ ARKAN'IN ŞARKISI, UMUT DOLU VE ÇOK İHTİYACIM VAR UMUT ETMEYE. ARKA ARKAYA DİNLİYORUM. İÇİMDE ÇOĞALIYOR SESİ. ZEYTİN AĞAÇLARINI HAYAL EDİYORUM, AMA HİÇ GÖRMEDİM DİYE CANLANMIYOR GÖZÜMDE... BENDE TOZLU YOLLAR HAYAL EDİYORUM, ÜSTÜM BAŞIM TOZ TOPRAK İÇİNDE. DENİZİ HAYAL EDİYORUM KARASAL İKLİM ÇOCUĞU GÖZLERİMDE. GÖKYÜZÜNÜN YERE DÜŞMÜŞ HALİ İŞTE. BİRDE YOSUN KOKUYOR... YEŞİLE ÇALIYOR BAZEN. MEMLEKETİM OVALARI GÖĞÜ GİBİ. AMA SIVI, AMA BUHARLAŞIYOR AMA YOSUN KOKUYOR İŞTE...
''DAĞILIR GİDER KARA BİR BULUT DOKUNUNCA BİR DOST ELİ...'' DİYOR VE DOST ELLER GELİYOR AKLIMA. GÖZÜMÜ SİLEN, BAŞIMI OKŞAYAN, OMZUMDA DURAN, SIRTIMI SIVAZLAYAN, BAZEN KAFAMA KAFAMA VURAN.... DOST ELLER ARIYORUM SIMSICAK. AMA YOK. DOSTLAR EN AZ BENİM KADAR TEMBEL ELİNİ UZATMAYA. KIZMIYORUM HİÇ. ANLIYORUM, KENDİMDE ANLAMADIĞIM DUYGU ONLARDA ANLAM BULUYOR. HAYAT TELAŞI İŞTE, TELAŞSIZ GİDİŞ BİLETLERİ KESİLİ ÖMRE...
'' AÇ KAPINI ÇIK ESKİSİ GİBİ'' DİYOR BU KEZ. DERMANIM YOK BE ABİ! YOKSA DÜŞMEZ MİYİM YOLLARA... YOLLAR AŞKINA! YOKSA SEVERİM YOLLARIN ÜSTÜNDEN GEÇMEYİ, YOLLARIN İÇİMDEN GEÇMESİNİ VE TABİ GEÇİP GİTMESİNİ...
HAKLISIN ELBET, BAŞLAMALI YENİDEN, AMA NERDEN?... BAŞLAMA ÇİZGİSİNİ BULAMIYORUM ARTIK BEN. SİLİNMİŞ OLMALI DİYORUM.
YA DA BULUNDUĞUM NOKTADAN BAŞLAMALI ÇİZGİ. ŞİMDİDEN, ŞUANDAN, TAM ŞURDAN İŞTE...

SINAV DÖNEMİ GÜNCESİ

yıl en sevdiğim dönemi aslında. kimseye çaktırmasamda sınav dönemlerini seviyorum. herşeyi yapma duygusu oluşuyor içimde. ders çalışmak haricinde herşeyi yapma... ama çalışıncada bi işe yararlık hissi falan, değmeyin keyfime yani. o biçim. saçma gelebilir belki ama benim günlerimi en dolu geçirdiğim dönemler sınav dönemleri. ayy sizin sınavlarınız var şimdi gelmeyeyim tarzı laflarada bayılıyorum ismi lazım değil sevgili dostlarım. ben sınav dönemine girince hayatı askıya alanlardan değilim. bilakis daha dolu, daha boş! ama gizli bir hayranlığımda yok değil androidleşen insan türlerine. ( dalga falan geçmiyorum, gayetle ciddiyim.)
neyse işte yarın yine 2 sınav var. biri 12 sayfa, biri otuz. 42 sayfayı ezberlemek taş çatlasın iki saat ama sevmiyorum papağanlaşmayı. gözümde büyüyorlar. sonra saatler geçiyor aynı şuan olduğu gibi ve benim yumurta kapıya sıkışıyor. heyecan, entrika, kaos alıp başını yürüyor. sıçtın mavi klasiklerinide sevmiyorum. yani sevmiyorum işte... sabah ezanından önce uyumaya meyilli bünyem sıçtını görmeye fırsat vermiyor. tabi o da başka bir hikaye...
neyse, neyse ve neyse Osmanlı Tarihi beni bekler. umudu bende (!)...

14 Kasım 2011 Pazartesi

N O R M A L !!!


Bülent babanın vaktiyle söylediği gibi : ''HERŞEY NORMAL ''

öperim gözlerinizden.

5 Kasım 2011 Cumartesi

cebimde edepsiz kelimeler :)




BAŞTA ANLAMIYORSUN, SONRADAN Bİ BAKIYORSUN Kİ AĞZINA SIÇMIŞ !

antika'cı

kömür kokulu şehrin gerçek kısmında bir dükkan. 
ne zaman uğrasam elime bişeyler tutuşturur. 
işinin elhi.
dahası severim epey kendilerini. 3 kuşaktır antika satan, bit pazarından yetişme antikacı bir adam. o kendine '' antikacı'' diyor, mahalle esnafı ''çer çöp ustası''

üstüne yüzlerce ruhun yapıştığı çer çöpü satıyor inasanlara. yani benden başka müşterisi var mı bilmiyorum ama işinin ehli bir çer çöp ustası.
antika olansa sadece kendisi kanaatimce... sattıklarıyla duygusal bir bağı var. üzülüyor tozunu alırken... '' nasılsa geri geleceksin'' gibi bakıyor elimdeki ıvır zıvıra.  ıvır zıvır diyorum çünkü başkaları öyle diyor. çer çöp diyorum, çünkü başkaları öyle diyor. 
şehrin en sevdiğim dükkanı, yalandan bi antikacı, yüreği temiz.
işinin ehli ama. :)

BABA ZULA!



bi döneme tanıklık etmiş babalar, ablalar, abiler... baba zula' yı hayatında hiç dinlememiş insanların olması ne acı. '' KOPYAYLA ÇOĞALMAZ Kİ BENDEKİ ÖZGÜR RUH! ''

4 Kasım 2011 Cuma

HURDALAR'a

''kızıııımm siz bizim kaburga kemiğimizden geldiniz, ne gonuşuyonuz? ''
diyen hurda!
acaba siz gelirkene hangi ANA yolu kullandınız?
öperim yanaklarınızdan !

bokum'u iftiharla sunarım







Sevgilerimle...