Saçma sapan sorunlar peşinde koşturuyoruz. işimiz gücümüz yok diye boka sarıyor hayat. kafamı kaldıracak halim yok zamanlarımı özledim. kafamı kaşımaktan başka derdimin olmadığı zamanlar...okurdum, yazardım, çizerdim, cevabı olan sorular çözerdim vaktiyle... düşünmeye vakit kalmazdı. herşeyi düşünmüş ve önüme koymuştu birileri. bu hali güzeldi hayatın. yaşadığını anlamıyordun ama öldüğünüde anlamıyordun... kaybın zararın dengeli olduğu zamanlardı.
ben parka gitmeye bayılırım biliyormusun? aklım salıncakta kalır derken söz sanatı yapmamıştım. aklım salıncakta hala... ama gitmiyorum aylardır parka. salıncaklar küstü bana. şimdi cami avlusu banklarında oturuyorum. öyle şeyler düşünüyorumki hem, korkarsın duysan. duyursam yani. ama duyurmam.
sonra bir de lunaparka gitmek istedim. götürmediler. tek başımada gidemedim. sonra bitti mevsimi gıcırtılı gondolun. bahara kaldı gondol, ben bahara varmıyım peki? kimse onu düşünmedi. kızmadım düşünmediler diye ama düşünmediler işte. ben olsam düşünürmüydüm bilmiyorum, düşünemezdim heralde ama hayır da demezdim. giderdim parka, bağa , bahçeye... harput'a bile... gel deseler yeterdi. ayaklarım bana sormadan giderdi.
neyse ne işte. siktir çekip gideceğiz yarın birgün geriye bunlar kalıcak. benim uydurduklarım.
niye mi yazıyorum?
bir daha hissedemem aynı şeyleri diye. kayboluyor hislerde zamanla, hissizleşiyor insan. dokunsan anlamıyorsun, ağlatmıyor artık filmler, şarkılar. bir de üstüne gururlanıyor insan ağlamıyorum diye. ne salakça ama. hissetmiyorum diye hayıflanmak dururken gururla söylenir oluyor ağlayamamak. anlamıyorum ben gerçekten .
ve en güzeli ne biliyormusun?
ağlayabiliyorum hala.
çok şükür hayata...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder